Kayıtlar

Hüzün

Resim
Hüzün, duyguların en asilidir. En ağırbaşlısı, en zor bulunanı ve en önemlisi elde tutulması en zor olanıdır. Söz gelimi acı diyelim, sorar mı insanın yüreğini yakmak için, izin alır mı, gelince gitmesini bilir mi? Ya öfke, biz mi gelsin isteriz? Gelir mantığımızı esir alır pek çok hatayı, utancı yaşattıktan sonra geride bir gönül, çoğu zamanda insan enkazı bırakarak gider. Neşeye bakalım. Peşinden koşarız bulup sahip olmaya çalışırız, bulduğumuzda doyunca yaşarız ama hayatı inkâr ederek, onu yapaylaştırarak, hakikati ve hakikat algısını yok saymak pahasına ulaşırız ona. Nefret, bencillik, kin gibi duygular ise artık hüznün yaşayamayacağı kadar çoraklaşmış, kurumuş ve dahi çölleşmiş gönüllerde var olabilen yegâne duygulardır. O gönüller artık hüzünlenemeyecek gönüllerdir. O gönülleri hüzünlendirmek çölde karanfil yetiştirmek kadar zordur. Ne büyük bir kayıptır bu. Hüzün ise ne teslim olur havailiğe neşe gibi ne de karanlığa keder gibi. Hayat serüvenin başı ile sonu arasında en anlamlı…

İçimdeki Öteki - Kaptan Zalu'nun Uzay Maceraları 2. Bölüm

Kaptan aniden irkilerek doğruldu. Gözleri kumanda odasında bir şeyler arar gibi dolaştı. Bakışları bulanıklaştı ve sanki dışarıda değil de içinde bir şeyler arıyordu. Eliyle başını yokluyor sonra vazgeçiyor, oturuşunu değiştirip, tekrar yapacağı bir şeyler varmış gibi başını tekrar kontrol ediyordu. Her geçen dakika huzursuzluğunun arttığı belliydi. Yüzündeki şaşkınlık ifadesi acılı bir ifadeye dönüştü. Yerinde duramaz oldu. Ayağa kalktı, sendeleyerek kumanda masasına yöneldi. Bu gidiş amaçsızdı. Yeniden kaptan köşküne yöneldi. Oturamadı, dizleri üzerine çöktü. İki eliyle başını tutuyordu. Avazı çıktığı kadar “Yeter artık!” diye bağırdı. Kaptan köşkünün önünde iki büklüm başı ellerinin arasında yığılıp kaldı. O an seyrüsefer kılavuzu Yazekinin ana ekranı parladı. Kaptan yığıldığı yerden doğruldu. Bakışı dağınıktı. Nereye bakacağını bilmez gibi gözlerini kumanda masasında gezdirirken bile çok daha uzağa bakar gibiydi. Yüzünde korkunun izleri vardı. Kumanda masasına yöneldi. Aceleyle o…

Karadelikle Göz Göze- Kaptan Zalu'nun Uzay Maceraları 1. Bölüm

“Bu mesaj acil yardım çağrısıdır. Öncü-1 keşif gemisinden gönderilmiştir. Ben,  kaptan Zalu. Karakapan yıldız sisteminde keşif görevini yapmakta olan gemimiz tanımlayamadığımız bir nedenden dolayı sistem yörüngesi içerisinde hareketsiz kalmıştır. Boyutaçıcı motorlarımız çalışmamakta, haberleşme ağımız tamamen kullanılamaz haldedir. Seyrü sefer sistemimiz susmuş durumdadır. Bu bir saldırı olabilir ya da daha önce yeri işaretlenmemiş bir negatif enerji bataklığına saplanmış olabiliriz.  Dev bir ahtapotun kollarına düşen eski çağ gemileri gibi gemimiz sanki görülmeyen, tanımlanamayan, bizimle iletişime geçmeyen ve amacının ne olduğunu bilemediğimiz bir güç tarafından bulunduğumuz uzay noktada adeta çivilenmiştir. Kaderimizin getireceklerini bekler durumdayız. Karakapan yıldız sisteminin dış yörüngesini geçtikten sonra elektronik sistemlerimizde kaynağını tespit edemediğimiz sapmalar belirledik.” Kaptan başını kaleminin altındaki kâğıttan kaldırdı. Cızırtıyla açılan kapı, karşısındaki me…

Ahmaklık Manifestosu

Resim
” Yapay zekâ insanlığın sonunu getirebilir.” Stephen Hawking  “Yapay Zekâ, Uygarlık olarak karşı karşıya olduğumuz en büyük risktir." Elon Musk

Hayatta kalabilmek için cesaretini toplayarak mağaranızdan her çıktığınızda, size yönelen ilk tehditte mütemadiyen mağaranıza gerisin geri döndüğünüzü hala anlamıyorsunuz değil mi? Mağaranız sizin için yeterli ve güvenli olsaydı oradan zaten hiç çıkmazdınız. Böyle olmadığı için mağaranızdan çıkmak zorundasınız. Ancak çıktıktan sonra karşılaştığınız ilk tehditte, ilk meydan okumada, neden mecburen terk ettiğinizi unutarak, aynı mağaranıza geri dönmekte bu kadar ısrarcısınız? Ey insanlar! Atalarınız ve babalarınız da aynını yapardı. Siz de aynını yapmaktasınız. Her seferinde sonunu unuttuğu için tekrar tekrar dinlediği masalın sonunu merak eden insan, zekân kadar ahmaklığın da göz kamaştırıyor. Ne zaman başın sıkışsa, umutlarını kaybetsen, işlerin bozulsa, kendini çaresiz hissetsen, güçsüz ve yetersiz olduğuna inansan, kısaca yeniye,  denen…

Tanrı Öldü mü?

Resim
Filozof Nietzsche’nin anlattığı, Tanrısını kaybeden insanın onu umutsuzca arayışının hikâyesini duymuşsunuzdur;
"Öğle öncesi aydınlığında bir fener yakan, pazar yerinde koşarken durmadan 'Tanrı'yı arıyorum... Tanrı’yı arıyorum...’ diye bağıran kaçık adamı duymadınız mı? Oradakilerin çoğu, Tanrı'ya inanmayanlar olduğu için onun böyle davranması, büyük bir kahkahanın patlamasına yol açtı, onu kışkırttılar. 'Ne, yolunu mu şaşırmış?' diye sordu birisi. Bir başkası 'Çocuk gibi yolunu mu kaybetmiş?' dedi. 'Yoksa saklanıyor mu bizden?', 'Bizden korkuyor mu?', 'Yolculuğa mı çıkmış?', 'Yoksa göçmüş mü?'. Onlar birbirine böyle bağırarak güldüler..." Nietzsche’ye göre adam aradığı Tanrısını bulamayacaktır ve Tanrının ölümünü şu sözlerle ilan eder; Tanrı öldü. Tanrıdan geriye bir ölü kaldı. Ve onu öldüren biziz. HâӀâ gölgesi beliriyor uzaklarda. Kendimizi nasıl avutacağız, biz katillerin katilleri? Neydi bıçaklarımızın altında…

Cennetten Kovuluş - 8. Bölüm

Dumuzi yavaşça gözlerini açtı. Eliyle alnını yokladı. Kalkmaya çalıştı, ilk seferinde başaramadan tekrar samanların üzerine düştü. Tutabileceği bir yer aradı. İkinci hamlesinde bulunduğu oylumda doğruldu. Mağaranın içini gözleriyle taradı. Bakışları İnanna’nın oylumuna geldiğinde neden orada bulunduğunu hatırlamış gibi oraya yöneldi. İnanna tüm güzelliğiyle huzur içerisinde uyumaktaydı. Onu yeniden tanımak ister gibi sabırla bakışlarını üzerinde gezdirdi. Saçlarına dokunmak için elini uzattığında eli havada asılı durdu, öteye geçemedi. Tüm oylumlardaki gençler uyumaktaydı. Bulunduğu galeriden dışarı çıktığında ilerideki sahanlıktan hızla bir karaltının ilerlediğini gördü. Oraya doğru yorgun adımlarla yürümeye başladı. Kendini daha karanlık ve dar bir galeride buldu.  Yürüyüşünü dar yüksek basamaklı ve adeta göğe yükselen bir merdiven durdurdu. Takip etmeye başladığı karaltıyı kaybetmişti. Geri dönmek için tereddütlü bir hamle yaptı. Ancak bundan çabuk vazgeçti ve merdivenlere yöneldi…

Cennetten Kovuluş - 7. Bölüm

Köyün gençlerinin ergenliğe adım atacakları gün gelmişti. Sabah ellerindeki çiçek demetleriyle toplanan genç kızlar ve delikanlılar mabede doğru yürümeye başladılar. Tüm köy halkı yol boyunca her iki yandan onları kuşatmış olarak önlerinden geçerken üzerlerine bereketin sembolü buğday serpiyorlardı. Genç kızların zarif bedenleri etekleri yere kadar uzanan beyaz elbiselerin içerisinde ince bir dal gibi deviniyordu. Delikanlıların yakası açık dar gömlekleri henüz şekillenmeye başlayan güçlü vücutlarını örtemiyordu. Beyaz bir bulut gibi mabede doğru ilerleyen gençler, son çocukluk haklarını kullanmak ister gibi kaçamak bakışlarla geride kalan ailelerine bakıyorlar, çocukluktan kovulacakları bu gün, her çocuk için istenmesi meşru anne ve babalarının sevgisini son bir kez gözleriyle doyasıya tatmak istiyorlardı. Çocuklarının her adımda kendilerinden uzaklaştıklarını bilen anneler ve babalar ise zamanın geri döndürülemezliğini içlerinde yakıcı bir kırbaç gibi hissediyorlardı. Ve artık bili…

Cennetten Kovuluş - 6. Bölüm

Evlenmemiş ergenler bereket mağarasında kendilerine ilham edilen eşleri, Tanrının bir buyruğu olarak kabul edip, seçerlerdi. Köydeki tüm mutlu yuvalar bereket mağarasının kutsal yol göstericiliğiyle kurulmuştu. Bu güne kadar iki delikanlının aynı genç kızı rüyasında görmesi veya iki genç kızın aynı delikanlıyı rüyalarında görmesi ne duyulmuş ne de görülmüştü. Bu da seçilen eşlerin tanrının her insanın alnına yazdığı kaderinin dosdoğru tecellisi olarak görülür, tanrının buyruklarının sorgulanmaması gerektiğine yorumlanırdı. Bereket mağarasından el ele çıkan eşlerin, yalnız dulların ve eşlerini bulmuş ergenlerin yüzlerine yansıyan sükûnet aşkın uhrevi yanının ifadesinden başka bir şey değildi. Şehvetin çirkinliği, kiri ve özünde taşıdığı şiddeti geride bırakan bu insanlar, çekilen şehvet sularının gizlediği nice manevi güzelliği içlerinde bulurlardı. Bu tabii ki tanrının bir mucizesi idi. Tanrı şehvetin kirlerini onlardan uzaklaştırmıştı. Dünyaya gelen tüm çocuklar bu kire bulaşmamış e…